Her ne kadar “illüzyonist” denildiğinde aklımıza ilk olarak David Copperfield gelse de tüm zamanların en iyi illüzyonisti Harry Houdini’dir. Houdini, insanların gözü önünde bir fili bile kaybetmişti. İşte muhteşem sihirbaz Houdini’nin hikayesi…


Harry Houdini, 24 Mart 1874´de Budapeşte'de doğdu, babası bir hahamdı. Ailenin maddi durumu iyi olmadığı için Houdini 8 yaşına geldiğinde çalışmaya başladı. 13 yaşında çalışmak için tek başına New York’a gitti.

Amacı para kazanıp ailesine yollamaktı. 5 yıl sonra babası ölünce, annesi ve kardeşleri Houdini’nin yanına taşındı.

Gündelik işlerde kazandığı para artık yetmiyordu. İllüzyonla ilgilenen Houdini bu işten kazanç sağlamaya yöneldi. İlk sahne gösterileri basitti; İskambil kâğıtlarıyla kâğıt hileleri yapıyor, şapkadan tavşan çıkarıyordu.

Daha sonra ise kendini kelepçeledi, zincirledi ve bunları hızlıca açmaya başladı. Kimse Houdi’nin bunu nasıl yaptığını çözemiyordu.

Öyle ki polisler bir gün onu bir hapishane hücresine koydular ve “buradan çık” dediler.

Houdini birkaç dakika sonra cezaevinin koridorlarında geziniyordu. Görenler gözlerine inanamadı ama Houdini bunu da bir gösteriye çevirdi. Artık gösterilerini cezaevlerinin önünde yapıyordu.

Bütün bu olayların ardından yapılan incelemelerde Houdini´nin nasıl serbest kaldığını gösteren en küçük bir kanıt bulunamaması nedeniyle, hızla büyüyen ünü mucizeyle birleşti.


Deli gömleği giydiriliyor, iyice sıkıştırıldıktan sonra üstüne metrelerce ip bağlanıyordu ve Houdini genelde seyircilerin gözü önünde tamimiyle görülebiliyordu.

1918´de New York Hipodromu'nda Jenny adlı fili binlerce insanın gözü önünde yok etti.

Bunu nasıl yaptığı tam olarak bilinmiyordu.

Houdini'nin ölümü 22 Ekim 1926´da Houdini, Montreal´de Princess Tiyatrosu'nda gösteri yapacaktı. Aynı gün bir üniversitede konferans verdi.

Üniversitede okuyan genç bir boksör, Houdini'nin yanına geldi ve onu yumruklamak istediğini söyledi.