Takıntılar arasında en sık görülenlerden biri “bulaşma” ve “kirlenme” olarak karşımıza çıkıyor. Peki siz otobüsten inince ellerinizi yıkıyor musunuz?




“Takıntılı düşüncelerimizi davranışa dökmediğimiz takdirde sorumlu değiliz”

Uzm. Psikolog Aziz Görkem Çetin, “Obsesif Kompulsif Bozukluğa sahip kişiler ile ilk etapta çoğumuz aynı şeyleri düşünürüz. Buradaki tek ayrım OKB olmayan birey, gerçek bilgiye uğraştıktan sonra bireyin kaygısı ve şüphesinin geçmesidir. Ama Obsesif Kompulsif Bozukluğa sahip olan bireylerin bazı endişe verici düşüncelerinin bilgiye ulaştıkları halde geçmediğini ve rahatlamadıklarını gözlemliyoruz” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Obsesif tarzdaki düşüncelerin farkı; dürtüsel olarak istenmeden gelen, yineleyici şekilde geri gelen ve kişiyi sıkıntıya sokan düşüncelerdir. Hatta bu nedenle birey bu durumdan kurtulmak için yani zihninden atmak için anlamsız diye düşünülen davranışları gösterebilirler. Ben danışanlarım ile görüşmelerde şu sloganı kullanıyoruz. ‘Takıntılı düşüncelerimizi davranışa dökmediğimiz takdirde sorumlu değiliz.’

Psikoterapi, OKB tedavisinde büyük rol oynuyor

OKB rahatsızlığının tedavisi farmakolojik ve psikolojik olarak yapılmakta ve eş zamanlı gidilmesi gerekmektedir. Birey bu tedavi süreci için psikiyatrist ve psikologdan destek almalıdır. Bu süreçte psikoterapi önemli rol oynamaktadır. Psikoterapi sürecinde sıklıkla iki ekolün kullanıldığını söylemek mümkündür. Bilişsel davranışçı terapi ile psikodinamik terapiler bu süreçte katkı sağlayacaktır. Ama öncelikle teknik ve tedavilerden önce bireyin süreçteki dalgalanmaları anlaması ve başaramayacağına yönelik düşünceler olabileceğini, tedavi sürecine kararlı şekilde devam etmesi gerektiğini unutmamalıdır.”