2030 yılı için uluslararası hedefin inmeyi yüzde 10 azaltmak ve inme hastalarının yüzde 90'ının inme ünitelerinde izlenmesini sağlamak olduğunu belirten Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, 'Türkiye’de yılda 40 bin kişinin inme nedeniyle hayatını kaybettiğini düşünürsek, 2030 yılında en az 4 bin kişinin hayatının kurtulması anlamına gelmektedir' dedi.




Öztürk, bu hedeflere ulaşmayı amaçladıklarını ve geçen yıl ilki yapılan, inmeyi her yönüyle bilimsel ve stratejik olarak gözden geçiren Türkiye İnme Akademisi'nin bu amaca ulaşmada çok önemli katkıları olacağına inandıklarını dile getirerek, ülkede inme tanı ve tedavi sistemini kurup uygulayan nörologların bu toplantıdan sonra daha da donanımlı olarak hizmet vermeye devam edeceklerini söyledi.

"Türkiye'de inme merkezlerinin sayısı hızla artıyor"

Türk Nöroloji Derneği Girişimsel Nöroloji Bilimsel Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr. Özcan Özdemir de beynin ana damar tıkanıklığına bağlı inmelerde genellikle bulgular oluştuktan sonra ilk 6 saat içinde anjiyo yoluyla beyin damarındaki pıhtının değişik cihazlarla alınması sonucu normalde başkasına bağımlı olabilecek hastaların yüzde 50-60’ının kendi yaşamlarını bağımsız olarak yaşayabildiklerini anlattı.

Bu gelişmeyle son zamanlarda tıp literatüründe rastlanabilecek en dramatik iyileşmenin elde edildiğini aktaran Özdemir, "Kateter yolu ile müdahale, ülkemizde nörologlar tarafından belli bir eğitim sonrasında yapılmaktadır. 2018 yılı içinde toplam 20 merkezde, 28 girişimsel vasküler nörolog Türkiye'nin değişik yerlerinde kateter yolu ile pıhtı alma işlemini yapmaktadır. Amacımız bu sayıyı ciddi bir eğitim stratejisi ile arttırmaktır. Türkiye'de inme merkezleri ve girişimsel nörologların sayısı hızla artıyor" ifadelerini kullandı.

"Erken tanı, erken müdahale imkanı veriyor"

Türk Nöroloji Derneği Nörolojik Yoğun Bakım Bilimsel Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr. Ethem Murat Arsava ise inmenin engellenmesi, tanısının konması ve tedavi edilmesi bakımından strateji geliştirmenin çok zor bir hastalık olduğunu belirtti.

İnme hastalığının zorluklarının altında iki önemli nedenin ön plana çıktığına işaret eden Arsava, inmenin tanısı ve tedavisi konusunda şu bilgileri verdi:

"Sık görülen bir hastalık olduğu gerçeği ve tanıdan tedaviye giden süreçte sürekli olarak zamana karşı yarış içerisinde olduğunuz bir hastalık olması. Diğer bir ifade ile tanı-tedavi anlamında yapacağınız planlamada tüm ülke genelini kapsayacak bir strateji gütmeniz ve bu strateji bünyesindeki hedeflere hızlı bir şekilde ulaşmanız gerekiyor. Erken tanı, bize erken müdahale imkanı veriyor. İnme başladıktan sonraki ilk 4 buçuk saat içerisinde tıkanan damarı açabilecek ilaç tedavisi verebiliyoruz. İlk 6 saat içerisinde gelen, hatta bazen daha da geç zaman dilimlerinde bizlere ulaşan belirli hastalara anjiyografi yöntemi ile damar açıcı uygulamalar yapabiliyoruz. Hasta erken dönemde inme merkezlerine ulaşırsa inme ile ilişkili komplikasyonları daha rahat engelleyebiliyoruz."