Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen yağlı güreşin tek değişmeyen giysisi kıspet, zamana direnen ustasının elinde çayıra çıkacağı günü bekliyor.


El işçiliği ve ustalıkla dana derisinden hazırlanan kıspeti diken usta sayısı da gün geçtikçe azalıyor.

Türkiye'deki üç kispet ustasından biri olan Adem Kayın, geleneksel, el yapımı kispet üretiminin devamı için mücadele veriyor.

Kırkpınar öncesi Kayın, kaybolmaya yüz tutan mesleğini anlattı.

Mesleğe Bigalı İrfan Şahin ustadan el alarak başladığını belirten Kayın, şunları kaydetti: 'Aynı zamanda el sanatları öğretmeniyim, iyi kıspet dediğimizde de bu her zaman iyi malzemeden ortaya çıkar. Kıspet yapımında kullandığım deriyi Çorlu Organize Sanayiden alıyorum. Fabrika sahipleri de yaptığımız işe manevi olarak değer verdiği için bizi fabrikanın içerisine sokabiliyorlar.

Bütün derileri tek tek elleyerek, görerek onlarla fikir alışverişi yaparak seçiyoruz. İki yaşını doldurmuş derisi hasar görmemiş hayvanın derisini işliyorlar bizim için. Kıspet yapımında dana derisi kullanıyoruz Her kıspetin derisini de görerek alırız.'

Derinin kispet haline getirilmesi yani dikilme işleminin tamamen elde yaptığını anlatan Kayın, kispet dikimini geleneksel ruhla devam ettirdiğini anlattı.

'Çayırda kispetleri takip ediyorum' Kayın, Kel Aliço, Koca Yusuf, Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet, Samsunlu İbrahim Karabacak, Karamürselli Aydın Demir, Bandırmalı Kara Ali, Tekirdağlı Hüseyin Alkaya ve nice tarihle özdeşleşmiş pehlivanların nasıl kispetler kullandığını ustasından öğrendiğini ifade etti.

Günümüz başpehlivanlarından Recep Kara, Mehmet Yeşil Yeşil, Orhan Okulu, Şaban Yılmaz, Fatih Atlı, İsmail Balaban ve Ali Gürbüz'ün ölçülerini bildiğini anlatan Kayın, şöyle devam etti: 'Kıspet yapımında kullanılan aletler de deri kadar önemlidir. Kullandığım bıçkı 150 yıllık. Ustamın bana ustalık hediyesidir. Öte yandan muşta da 200 yıllıktır. Yön verici ahşap alet de ustamdan bana hediyedir. Bıçkı, muşta ve yön verici kispet yapımı için çok çok önemlidir. Kıspete başlarken bunların yanımda olması bana güven veriyor. Mesleğimizde çırak yetişmiyor. İrfan ustamdan bu işi öğrenen iki kişiyiz. Bir de Samsunlu bir arkadaş var. Mesleğimizde yaz dönemi gayet yoğun geçiyor kış dönemi ise durgun geçiyor.

Kışın atölyenin masraflarını çıkarmak için deri ürünler yapıyorum. Küçük kıspetler hediyelik kıspetler yapıyoruz. Manevi olarak bu işi sevecek benim elim ayağım olacak bir çırağım olsa bu mesleği seve seve öğretirim yeter ki öğrenmek istesin. Biz bu işe başlarken maddi olarak bir şey beklemedik halen de beklemiyoruz. Bu işin manevi hazzı çok yüksek. Yani pehlivanlar çayırda güreşirken bakıyorum hem benim diktiğim kıspeti giyen pehlivan kazansın.