Hayat gördüğümüz gibi mi yoksa hissettiğimiz gibi mi? Gerçek ne olursa olsun insanın buna zihni ile müdahale ettiği bir gerçek.


İnsan, hayatı algılarken, yaşadığı olayları, çevresindeki insanları anlamaya çalışırken, var olmaya çalışırken birçok hata yapabiliyor. Doç. Dr. Şafak Nakajima, bize bu hataları yaptıran zihnin tuzaklarını sıraladı.


Bazı düşüncelerimiz bize çok doğru ve mantıklı görünseler de, aslında gerçeği temsil etmezler. Olumsuz duyguları tetikler; kendimizi kötü hissetmemize yol açarlar. Bu tür düşünceler, tuzaklarla doludurlar; ya da diğer bir değişle, tuzaklı düşüncelerdir.


Eğer tanımayı başarırsak, onları olumluları ile değiştirebilir ve zamanla daha dengeli, gerçekçi ve huzurlu hayatlar sürebiliriz. Gelin şimdi, bu düşünce tuzaklarından bazılarına, yakından bakalım:


Filtreleme
Bir konuda veya olayda, tüm olumlu unsurları atıp sadece olumsuzlara odaklanmaktır. Mükemmel bir sunum yaptığı halde, birinin yaptığı küçük bir eleştiri nedeniyle kendini kötü hissetmek, buna bir örnektir.


Siyah-Beyaz – Kutuplu düşünme
Her şey ya iyidir ya kötü; ya güzeldir ya çirkin; ya başarılıdır ya başarısız. Hayatın zıtlıklar değil, sayısız ara tonlardan oluştuğunu görememektir. Çok değer verilen bir kişinin tek bir hatası nedeniyle değersizleşmesi, kutuplu bir düşüncedir. O kişi ya muhteşemdir, ya da berbat birisi.


Aşırı Genelleme
Tek bir bulguya bakıp veya yeterince deneyim sahibi olmaksızın, bir konuda kesin sonuca varma eğilimidir. Bir iş görüşmesinde başarısız olunduğunda, artık işverenler tarafından asla beğenilmeyeceğine, hiç bir zaman iş bulamayacağına inanmak gibi.


Etiketleme
Kişinin, kendisinin veya başkalarının bir davranışına bakarak, onun kişiliği veya tutumu hakkında kesin hüküm vermesidir. Arkadaşlarıyla bir kez akşam yemeğine çıkan çocuklu yakınını, ‘’sorumsuz anne’’ olarak nitelendirmek veya annesine uğramak yerine eşiyle sinemaya gittiği için kendisini beş para etmez bir evlat olarak tanımlamak, etiketleme örnekleridir.