Bağırsak kanseri ülkemizde olduğu gibi dünyada da en yaygın kanser türlerinden biri. İnsanların kolorektal kanseri belirtileri hakkında konuşmaktan utanıp sıkıldığını belirten Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi Kolorektal Cerrahi Departmanı Direktörü Dr. Jonathan Efron kolon kanserine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.


Hastanın değerlendirmesini zamanında ve doğru bir şekilde yapmak için Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi’nde bağırsak kanserine karşı çok disiplinli bir yaklaşım benimsendiğini vurgulayan Dr. Jonathan Efron “Farklı branşların (onkoloji, cerrahi ve radyoloji gibi) uzmanları bir araya gelerek her bir olguyu tek tek tartışır ve hastanın spesifik ihtiyaçlarına uygun bir bakım planı hazırlar. Benzer şekilde, kolorektal kanserli hastaların neredeyse tamamı artık genetik testlere tabi tutulmaktadır. Bu sayede hastadaki spesifik gen bozukluklarına bakılmaktadır. Bu bilgi, hastanın cerrahiden sonra hangi tür kemoterapiye en iyi yanıtı vereceği konusunda hekimlerin karar vermesine yardımcı olur. Kolorektal kanser cerrahisi konusunda üç adet minimal invaziv yaklaşım bulunuyor. Laparoskopik yaklaşımda küçük kesilere kamera ve cihazlar yerleştirmek suretiyle kanserin tam olarak nerede olduğu anlaşılır. Daha sonra kolon ya da rektumun kanserli kısmı alınabilir. Transanal minimal invaziv cerrahide anüs içinden hareket ederek zor yerlerde rektum rahatlatılır. Robotik cerrahi sayesinde de kolon ve rektumun bazı kısımları alınıp daha sonra her şey tekrar yerli yerine konulabilir” dedi.

Hastanın iyileşme süresi her yıl kısalıyor Günümüzde teknolojinin çok hızlı bir şekilde ilerlediğini söyleyen Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi Kolorektal Cerrahi Departmanı Direktörü Dr. Jonathan Efron “Her iki ya da üç yılda bir büyük kesi alanları açmadan bu karmaşık cerrahileri daha kolay bir şekilde yapmayı mümkün kılacak yeni aletler piyasaya çıkıyor. Bu sayede hastanın iyileşme süresi de kısalıyor. Geçtiğimiz 10 yıl içinde kolorektal kanser hastalarının tedavisinde hekimlerin elini güçlendiren pek çok önemli gelişme hayata geçirildi ve bu da hastaların yaşam kalitesine çok olumlu yansıdı. Erken teşhis hayati önemini koruyor. Bağırsak hareketlerinizle ilgili o konuşmayı doktorunuzla yapmak ve tavsiye edilen taramaları yaptırmak gerçekten de girilecek zahmete değer” dedi.

Kolon kanseri bir kuşak atlıyor Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Ağalar, “Birinci derece akrabasında kolon kanseri bulunanlar, özellikle bu hastalar 45 yaşın altındaysa, kuşak atlayarak biri diğerinin birinci derece akrabasıysa ve üç kişide bulunursa kolon kanseri bakımından ciddi bir risk grubu oluşturur. Özellikle sigara içimi ve beslenme şeklinin de kanserin görülme sıklığında etkili oluyor. Kolon kanseri oluştuktan sonra hastalığın evresine göre hastaya farklı tedavi yöntemleri uygulanıyor. Biz ne yaparsak yapalım tümör biraz büyükse ve bağırsak kalın duvarının dışına çıkmışsa, orada lenf bezlerini büyütmüşse, iki ciddi sorun bizi bekler: Biri, kanserin hastanın karaciğer, kemik, akciğer gibi organlarına geçmesi, diğeri ise, hastalığın olduğu yerde devam etmesi. Bu sebeple hastalığın evresinin çok iyi bir şekilde belirlenmesi gerekiyor“ dedi.