Gerçek aşkı hiç yaşamamış. Türk erkeğinden uzak duruyor. Kazandığı paraların çoğunu psikologlara veriyor... Gonca Vuslateri, Seninle dergisinin mayıs sayısına verdiği röportajda ilginç itiraflarda bulundu.


“Çok makul olmayan bir kişiliğim var. Zamanın getirdiği aşırı hızlı, fazla aceleci döngü yüzünden biraz stresli bir karakter olduğumu söyleyebilirim. Bu yüzden yalnızlığı çok seviyorum. Büyüdükçe daha az ilişki kurmaktan mutlu olmaya başladım” diyor.


Dışarıdan tam bir yaramaz oğlan çocuğu gibi. Ama yüzündeki ifadeye bakıp ruhunun derinliklerinde içten içe kanayan bir yer olduğunu anlamamak mümkün değil.

Derin bir iç çekiyor ve “Gözlemlerin ne kadar doğru. Hâlâ kanayan bir yara var mı bilmiyorum ama çok dirençli olmaya çaba gösteren bir kalbim var” oluyor yanıtı.


GENÇLİĞE VEDA
Gözlerinin içinde biraz hüzünle karışık öfke var. “30’uma girmeye az kaldı. Saçma sapanlık dediğim gençliğime veda ediyorum.

Bu geçiş sürecinde daha duygusalım ister istemez. Hormonal olarak da anne olmaya daha yakın bir zamandayım. Bu da dünyaya daha anaç ve daha duygusal bakmama sebep oluyor.

Her şeyin daha büyük olduğu bir zamandayım” dediğinde karşımda 28’inde ergenliği yeni yaşayan bir genç kız görür gibi oluyorum.

Peki, gerçek ergenlik yaşında istediği sevgiyi mi bulamadı? “Evet, 14’ümde yaşamam gereken ergenliği 30’umda yaşıyorum. O zaman çok fazla bildiğimi düşünüyordum, şimdi bilmediğimi kabul ediyorum.”

ZAMAN ZAMAN ARIZAYIM
Hayatının en önemli kişileri, insanın karakterinde pay sahibidir. Gonca’nın hayatında annesi, babası ve ablası var en yakın. “Acıların çocuğundan bugünkü Gonca’yı çıkarma sürecinde yanında kim vardı, ailen mi?” diye soruyorum. “Üçü de yoktu. Başka arkadaşlarımın anneleri vardı” diyor buruk bir ses tonuyla.


KARAVANDAKİ ÖPÜŞME KONUŞULUYOR
Duygularını çok yoğun yaşaması hassas olmaktan kaynaklanıyor besbelli. “Evet” diyor, “Hassasım. Üstüne üstlük bu ülke o kadar zor ki. Sadece yetenekli olmak hiçbir şeye yaramıyor.