Kullanıcı sayısını her gün arttırmaya devam eden Facebook, bu işlem sırasında bizim gönüllü olarak bilmelerini sağladığımız bilgilere de sahip oluyor.


Bu bilgiler sadece adınız, burcunuz, kimle ilişkiniz var gibi sıradan bilgiler de değil. Belki de çoğu arkadaşınızın dahi bilmediği bazı özellikler, Facebook’un veri tabanında biriktiriliyor.


Biz yine de en temel olan bilgilerden başlayalım. İlk olarak adımızı, soy adımızı, cinsiyetimizi ve doğum günümüzü biliyor. Yaşadığımız yeri biz istemesek de bilen Facebook, kendi isteğimiz doğrultusunda paylaştığımız iş yerlerimizi, siyasi ve dini görüşlerimizi, ailemizi ve ilişki durumumuzu biliyor.

Sevdiğimiz bazı müzisyenleri, izlediğimiz favori filmlerimizi biliyor. Bunlar tam olarak ne gibi fayda sağlar bilmiyoruz fakat, önemli olan bir şekilde Facebook’un bunları biliyor olması.

Bir kere yüzümüze o kadar çok aşina ki, yüklediğimiz bazı fotoğrafları bazen biz bile unutuyoruz ama bu fotoğraflar da Facebook’un veri tabanında saklı. Ayrıca Facebook’un yüz tanımadaki başarısının yüzde 97 olduğunu söylememiz gerekiyor. Kısacası bizim nasıl göründüğümüzü kendimiz kadar iyi biliyor.

Peki içlerindeki en can sıkıcı nokta, kimle ne konuşuyorsak hepsini biliyor olmaları değildir de nedir? Sevgilinize onu sevdiğinizi söylediğiniz son derece özel olan kelimeler, bir yerlerde insanların “oaaaa bak bak ne yazmış ehehe” demesine yol açıyor olabilir.


Tüm bunları topladığımızda ‘özel’ sandığımız hayatımız aslında çok da özel değil. Facebook’un bu kadar bilgiye sahip olması, çok dillendirilmiyor olsa da dünya çapında büyük bir güce sahip olduklarını göstermez mi?