Bedriye Hülya, Joe Biden’in örnek gösterdiği girişimci bir kadın olarak karşımıza çıktı.



Yine, yeni yeniden...

Bedriye Hülya, her zaman sıfırdan, yeniden kurmaya hazır olduğu hayatı ile kadınlara ilham veren, mücadeleci, sözlüğünde ‘olmaz’ diye bir kelime olmayan, yaratıcı ve girişimci biri. Hayatına 3 kez yeniden başlayan bir kadın.


Üstelik başarı öyküsü yalnızca kendisini ilgilendirmiyor. O kadınların da hayatını değiştiren, yalnızca Türkiye’de değil dünyada da ‘sosyal girişimci’ olarak örnek gösterilen bir kadın.

9 yıl önce kurulmasına öncülük ettiği ve çocuğu gibi büyüttüğü B-Fit Kadın Yaşam ve Spormerkezleri Adana’dan Trabzon’a Batman’dan Denizli’ye ulaştı. Verdiği bayiliklerle (franchise) B-Fit’ler 50 kentte 200’ün üzerinde girişimci kadına iş yarattı. 300 binden fazla kadına hizmet veriyor. 400’ün üzerinde kadın bu merkezlerde antrenörlük yapıyor.
Bu başarıyı yaratan Bedriye Hülya’nın hikayesi ise tüm kadınlara ve girişimcilere yol gösteriyor.

KAZA HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Bedriye Hülya babasının görevi nedeniyle Konya’da doğmuş, İzmir’de büyümüş. 3 çocuklu bir ailenin en büyük kızı. İzmir’de lisede okuduğu dönemde okul çıkışında yaşadığı bir kaza hayatını değiştirmiş. Tam bir yıl yataktan kalkamayan ve bir daha yürüyemeyeceği düşünülen, defalarca ameliyat olan Bedriye Hülya kişisel azmi, başta annesi ve ailesinin desteğiyle 3 yıl süren tedaviler sonucunda yürümeyi başarmış.

O bu yaşadıklarını anlatırken, ‘yaşandı geçti’ diyor. 16 yaşındayken başına gelen bu kazanın tüm izlerini hayatından çıkardığını anlatıyor.
Hayatın gerçekten de ne getireceği hiç belli değil. Bedriye Hülya o kazaya kadar Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde okumayı hayal ediyor. Hasta yatağından üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Hayattaki en büyük artısı çok kitap okuması. Hülya çok yüksek bir puanla Psikoloji Bölümü’nü kazanmasına rağmen o bölüme gidemiyor. O dönemde 5’inci katta olan ve asansörü bulunmayan fakültede her gün basamakları çıkması imkansız görünüyor. Zemin kattaki İşletme Bölümü’ne geçiş yapıyor. Okulu bitirdiğinde hayatındaki her şey normale dönüyor. O dönemde hocası olan kişi ise daha sonra hayat arkadaşı oluyor. İstanbul’da kısa süren iş deneyimin ardından evlenip yeniden İzmir’e dönüyor. Oysa o dönemde herkes ondan ‘kariyer’ yapmasını bekliyor.